19 Kasım 2009 Perşembe

WWW.TOPAKEV03.COM AÇILDI


WWW.TOPAKEV03.COM AÇILDI

Uzun yıllar süren blog maceramız artık sona erdi.....
:WWW.TOPAKEV03.COM

AÇILDI

Emirdağ Kültür ve Folklor Portalı sloganı ile Yayın hayatına başlayan www.topakev03.com internet sitesinde;
Emirdağ Kültürümüzden yazılı ve görsel olarak örnekler sunulucaktır.Gurbetten ve Sıladan insan manzaralarının yanı sıra kültür adamlarımızın tanıtımı ve eserlerini bulabileceksiniz. Emirdağ için alışılmışın dışında sıra dışı bir internet sitesi hazırlamayı amaç edindik.
Bu sitede günlük haberleri ve olayları sunmayacağız ama kültürel ve sosyal faliyetleri bulabileceksiniz.
Kendisine ulaşamadığımız kültür adamlarımızın eselerini ve faliyetlerini gönderdikleri takdirde yayınlayacağız.
Kültürel ve folklorel degerlerimize sahip çıkılmasında küçücük bir katkımız olursa ne mutlu bizlere.
Saygılarımla


Şükrü SAĞLAM
www.topakev03.com
Site Admini

21 Ekim 2009 Çarşamba

Kavanoz ve 2 Fincan Kahve

BİLİM ADAMINA YAKIŞIR BİR ANLATIM
Kavanoz ve 2 Fincan Kahve:

Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman
24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman kavanoz ve
2 Fincan Kahveyi hatırlayın!

Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir kavanoz alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar;
Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler, Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker.
Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur.
Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler.
Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!
Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' Diyerek;
Ben 'Bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım' Der.
Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir.

Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur.
O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs.

Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir.
'Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...' diye, anlatmaya devam eder, 'çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz.

Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır.

Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz eden şeylere çevirin. Sizi mutlu edebilecek kişileri seçin. Çocuklarınızla ilgilenin. Sağlığınıza dikkat edin. Sevdiğiniz kişi ile yemeğe çıkın. Spor yapın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri,
sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur.
Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?'
Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum,Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır !!!'
KAHVE İÇTİĞİNİZ KİŞİ SİZE HEYECAN VERİYORSA ODA ŞEKERİDİR

Teşekkürler: Geop03

18 Ekim 2009 Pazar

DEĞERLERİMİZİ BİR HİÇ UĞRUNA FEDA ETMEYELİM

TARİHİ DEĞERLERİMİZİ BİR HİÇ UĞRUNA FEDA ETMEYELİM


Bir Şehrin geçmişi sokak adlarında gizlidir.
Mahalle ve sokak adları ile onların yazılı olduğu tabelalar şehirlerin kimlik kayıtlarıdır adeta.

Eskikasaplar caddesi,Ofis caddesi,Mezar caddesi,Sobacılar sokak,Arabacılar sokak gibi isimler Emirdağ ın yüzyıla yakın tarihi içinden süzülegelen folklorünü,yaşanmışlıklarını günümüze taşırdı.
Taşırdı diyorum çünkü bu isimlerin çoğu bu gün yerlerini zaman içinde başka isimlere bıraktılar.Eskikasaplar caddesi oldu Konya caddesi,Mezar caddesi oldu;Emirafşin caddesi,Sobacılar sokak oldu; Şehit Astsubay Yücel Kır Caddesi.Arabacılar sokak ta oldu size Viyana çarşısı.Emirdağ ın tarihini bilmeyen sayın Belediye Meclis üyesi arkadaşların bunları büyüklerine sormaları gerekmezmiydi,arabacılar sokağı ile viyana çarşısı ne alaka diye.İllaki bir yere verilecekse bu isim bu arabacılar sokağı olmamalıydı.Bir Parka,yeni kurulacak bir sokak veya caddeye verilebilirdi.Emirdağ’ın tarihi ile var olan bir sokak ismine değil.

Bizler Avrupanın kalbi Brükselde 45 yıldır yaşıyoruz,ilgili Belediyelere ¨Bu sokak Türklere ait oldu,hangi eve hangi dükkana girseniz Türk ve Emirdağlı bu caddenin ismini Emirdağ caddesi yada Anadolu caddesi olarak degiştirin.¨ diye bir sürü müracatımız olmasına rağmen adamlar tarihlerine saygısından ¨Chausee d’Hacht¨ Hacht caddesi ismini degiştirmediler.

Viyanalı dostlarımızında sanki çok umurlarında oldu Emirdağda tarihi bir sokağa viyana ismi verilmesi.
Avusturyanın Başkenti viyanada Davulgalı çok Hemşehrimiz varmış ;Davulga Belediyesindeki bir sokağa bu isim verilse şaşmazdım ama Emirdağ da100 Yıllık içinde benim Babamın da Hatırası ve emeği olan Arabacılar sokağı isminin Viyana Çarşısı olarak değiştirilmesi tüm Emirdağlıların vicdanını sızlatmıştır sanırım.
Belediye meclisinin oy çokluğu ile almış olduğu karar resmiyette uygulanabilir, Ama Kamu vicdanında bunun doğrulugu ve uygulanabilirliği tartışmalıdır.

Son söz;Belçika da 100 Bin Emirdağlı yaşıyor.Emirdağ lıların geçim kapısı olan Belçika için
Meclis kararı ile Uzun çarşının adını ne zaman değiştiriyoruz Belçika ile 45 yıldır zaten kardeşiz.

Şükrü SAĞLAM Eylül 2009

21 Eylül 2009 Pazartesi

BAYRAMLAR ve ÇOCUKLUĞUMUZ


BAYRAMLAR ve ÇOCUKLUĞUMUZ

Bayramlarımız vardı bizim eskiden gelmesini iple çektiğimiz,Adaçalın eteğindeki su deposunun kenarındaki Topçu izzet amcanın Son Ramazan topunu patlattığında minarelerin ışıkarıda yanardı. Güdüllerin tepeden eve kadar bir çırpıda koşup iftarımızı açar,Bayram için son temizliklerimizi yapmak için şehir hamamının yolunu tutardık.Sabah ezanını iple çekerdik, Bayram namazına gitmek için.Yokluğun yoksulluğun yaşandığı ama geleceğe umutla bakılan ,adet ve törelerin taviz verilmeden yaşandığı;büyüklere saygı,küçüklere ve yoksullara sevgi ve şevkatin bir görünmez el gibi uzandığı bereketli bayramları yaşamaya can atardık.

Arefe günleri geçmişimizin yad edildiği mezarlık ziyaretleri, bayrama gideceğimiz evlerde bizlere ikram edilecekleri zamanı bekleyen çeşit çeşit elvan şekerlerinin yanı sıra cicili kağıtlara sarılmış çukulatalı şekerler uzun çarşıda kurulan bayram tezğahlarında yerlerini çoktan almışlardı bile.
Alışverişlerde hep Bayramlar beklenirdi .Temiz ve yeni elbiselerin yanı sıra cilalı iskarpinlerle tanışma zamanıydı bayramlar.Yörük lastiklerinin yüzüne bakılmazdı artık bir hafta.
Toplanacak harçlıklarla yapılacaklar zaten kararlaştırılmıştı çoktan mahalleli arkadaşlarla;önce mahalle bakkalından bir kutu mantar tabancası ile mantar ve çıtırpıtır,ardından uzunçarşıda taka yener’in üç tekerlekli bisikletleri ile tur atmak,pamuk helvası,macun almak,renk renk plastik toplar arasından takımımızın rengine uygun top alıp çayderesinin kenarındaki top sahasında yeni ıskarpinlerle top oynamanın zevkine varmak;paramız artarsa birde şınğırdaklı rüzğargülü bizleri gelecek Bayrama kadar avutmaya yeterdi artık.

Bayramlar yine aynı Bayramlar bizler büyüdükçe dünyamızla beraber bizler degiştik.Eski bayramları özlemekle beraber;yeni nesillere Bayramlarımızı ve törelerimizi unutturmamak dileklerimle Bayramınız Kutlu olsun.

Şükrü SAĞLAM Eylül 2009

16 Eylül 2009 Çarşamba

ESKİ RAMAZANLAR

EMİRDAĞ'da ESKİ RAMAZANLAR

Kurulan sofralarıyla, her yaşa uygun eğlenceleriyle, Ramazan davulları ve top atılmasıyla bir başkaydı eski Ramazanlar. Bir hafta öncesinden hazırlıklara başlanırdı. Esnaf stoklarını geliştirir, fırıncılar hazırlıklarını yapar, narklarını belirlerdi (Nark : Ramazan için belirlenen pide fiyatları). Sofralar hem sahur hem de iftar zamanı bir başka olurdu. Turp salatası, ev yapımı tatlılar sofradan eksik olmazdı. Lokmalar, yumurta tatlısı gibi genelde hafif tatlılar yenirdi. Tabii ki sofranın baş köşesinde bol susamlı Ramazan pideleri olurdu. Sahur vakitlerinde ise sofrayı tahinli pide renklendirirdi.

Yolcu ve bazı oruç tutamayan insanlar için tek bir lokanta açık kalırdı onun dışında lokantalar iftar vakitlerinde açarlardı. Köylere gezici imamlar gelirdi. Teravih sonrası köy odalarında dini muhabbetler olurdu.
Bu ay içerisinde aileler hem bir araya gelip hem de birlikte hoşça vakit geçirirlerdi; birlikte çekilen tel helvalar ve sonrasında oynanan yüzük oyunu. Bu hoşça vakit geçirmeler davul çalana kadar sürerdi. Çocukların en büyük eğlencesi evde radyo varsa radyodan Hacivat-Karagöz oyunlarını dinlemekti. Maalesef o dönemde bırakın televizyonu her evde radyo bile yoktu.

İftara kadar olan zamanda mahalle çocukları sokakta çelik çomak ve mort oynarlardı. Geleneksel oyunlarımızdan olan mort oyunu bu gün oynanan polo oyununu andırır. İki takımın oyuncularının ellerindeki sopalarla bir ağac parçasını açılan kuyulara atması sonucu sayı yaptığı oyun eski zamanlarda at üstünde oynanırdı. Bu curcuna Eşekçilerin Topcu İzzet lakaplı İzzet Amca’nın top atmasına kadar sürerdi. İzzet Amca elinde kalın yuvarlak bir demir parçası, tuğla, barut ve saniyeli fitil ile Emirdağı’nı kuşbakışı gören bir yere çıkar (genelde Haremi Tepesi) toprağı 20-30 cm kadar kazıp demir parçasıyla sıkıştırdığı toprağın üzerine döktüğü barutun içine fitili gömüp üzerine bir bez parçası örtüp biraz toprak ve tuğlayı ezerek sıkıştırır sonra bir kısmı toprağın üzerinde kalan saniyeli fitili ezanın okunmasıyla beraber ateşler, ezan yarıya geldiğinde topu patlatırdı. Topun patlamasıyla Ramazan için kurulan özel sofralarda yemekler afiyetle yenirdi.

Bütün bu Ramazan adetlerimizi buraya taşıyamadık, taşımamız da olanaksız. Ramazan Belçika’da biraz buruk geçse de kurulan çadırlar, verilen iftar yemekleri bizim Ramazan’a bakışımız olan ve paylaşma duygusunu pekiştiren bir gerçek olarak buraya taşıyor.

Eskiden bu çadırların yerine her aile yoksul komşularını sırayla iftara davet ederdi. Ayrıca akrabaların birbirlerini iftara davet etmesi de bir gelenekti her ne kadar Ramazanlarımızı tümüyle Belçika’ya getiremesek de bu ayın en önemli olgusu olan paylaşma ve birliktelik konusundaki görüşlerimizi buraya taşımış olduk.


12/09/2009, Fakı Edeer, Binfikir Gazetesi Eylül 2009 köşe yazısı

05 Eylül 2009 Cumartesi

TAYFUN ERYILMAZ Yeni ALBÜMÜ

TAYFUN ERYILMAZ EYLÜLDE GEL ALBÜMÜNÜ ÇIKARTTI
Tayfun ERYILMAZ uzun zamandır beklenen albümü EYLÜLDE GEL ile sevenlerinin karşisına çıktı.Stüdyo çalışmalarını çok önceden tamamlamasına rağmen bir türlü albümünü çıkartmaya fırsat bulamayan Emirdağlı sanatçı yeni Albümü ile büyük sükse yaptı.Albümünde genellikle Emirdağlı Mahalli sanatçı Fakı EDEER in eserlerine yer veren sanatçının Emirdağ ın sevilen türkü ve oyun havalarından oluşan albümününün büyük begeni kazanılması bekleniyor.Albüm Belçikada kurulu GOLD Müzik tarafından çıkartıldı.Emirdağlı sanatçının Albümünü bütün müzik marketlerden temin edebilirsiniz.
Albümdeki Eserler

Sen Gelirsin AklımaSöz: Faki Edeer Müzik: Tayfun Eryılmaz

Akşam OluncaSöz & Müzik: Faki Edeer

YaşarSöz & Müzik: Anonim

Hele Bir GelSöz & Müzik: Faki Edeer

Zalım PoyrazDerleyen: Tayfun Eryılmaz, Hale Gür

Nazar Değmesin (Halay)Söz & Müzik: Faki Edeer

Eylülde GelSöz & Müzik: Faki Edeer

Gel Diye YazmışSöz & Müzik: Faki Edeer

Arap AtlarSöz & Müzik: Anonim

KabristanSöz & Müzik: Faki Edeer

Güğüm KoydumSöz & Müzik: Cengiz Akın

Potbori (Tabandan, Turnam Gelir, Oğlan Oğlan)Söz & Müzikler: Anonim

19 Ağustos 2009 Çarşamba

UNUTULAN SESLER ve BORDA KAPILAR

UNUTULAN SESLER ve BORDAKAPILAR

---Önce onlar çıktılar hayatımızdan sezsiz ve sedasızca yerlerini kapı zillerine bırakarak.
Emirdağ’da avlulu hanaylarda ve Köy evlerinde at arabaların girmesi için yapılmış büyük çift kanatlı,üzeri çanak kiremitlerle örtülmüs,özel tahtadan yapılmış kapılara Borda Kapı denilir.

---Borda kapıların üzerlerinde tokmakları vardı. Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren yapıtlardı.

--- Kent yaşamı ve apartmanların yaygınlaşması sonucu artık eski kapı tokmaklarının sesi ile borda kapıların küflenmiş kapı menteşelerinin çıkartığı gıcırtılı sesler yerlerini modern kapılara ve kapı zillerine bıraktılar;kulaklarımızda hoş bir seda bırakarak.
---Borda kapılarla kapı tokmakları da artık Emirdağ’ da belki bir iki evi süslüyorlar,onlarda yok olan şehir miraslarımız gibi yok olacakları günü bekliyorlar sessizce.
ŞÜKRÜ SAĞLAM ağustos 2009

1908 de YAYIMLANAN TARİHİ BELGE ıle EMİRDAĞ

1908' de YAYIMLANAN TARİHİ BELGE ile EMİRDAĞ


Emirdag’in ilçe olusunun Belgesini ilk defa internette
http://www.topakev.blogspot.com/ sitesinde yayinlanmaktadır.

“1908 yilinda Afyon vilayeti ile ilgili olarak kaleme
alinip”Hüdavengidar Vilayeti Salnamesi-1324/1908″ Raporunda Aziziye kazasi ile ilgili kisimi,günümüz hemsehrilerimizin ilgisini cekecegini umarak aynen yayinliyorum.”Yazisi ile Emekli Yüksekokul müdürü Fikret FIÇICI Emirdag vakfi yayini olan EMIRDAG dergisinde 2003 yilinda yayinlamisti.O tarihten bu güne kadar bu belge internete ilk defa Emirdag ın kültür sitesi http://www.topakev.blogspot.com/ da yayinlanmaktadir.Fotografin üzerine TIKLAYIP büyük boyutta gorebilirsiniz.

10 Ağustos 2009 Pazartesi

DÜNDEN BUGÜNE EMİRDAĞ BELEDİYE BAŞKANLARI


DÜNDEN BUGÜNE EMİRDAĞ BELEDİYE BAŞKANLARI

Adı Soyadı Görev Yılları
---------------- ----------------
Kadir KALANDER 1923-1927
Cemalettin ÖZGÜR 1927-1931
Süleyman KERMAN 1931-1935
A.Kadir ALTINEL 1935-1941
Ali SEZER 1941-1945
Mehmet ÇEKİÇ 1945-1950
Ali SAĞLAM 1950-1954
Osman URFALI 1954-1955
Ali SAĞLAM 1955-1959
A.Kadir ALTINEL 1959-1963
Münir ÖZKARA 1963-1967
Hacı Ali KILINÇALP 1967-1984
Erol SARIER 1984-1985
Ömer Faruk PALA 1985-1989
Ali KOCAMAN 1989-1994
İsmet GÜLER 1994-2004
Lütfi İhsan DAĞ 2004-2009
Cengiz PALA 2009-






Araştırma:Şükrü SAGLAM Temmuz2009

08 Ağustos 2009 Cumartesi

EMİRDAĞ TOPAKEV

EMİRDAĞ TOPAKEV



EMİRDAG TOPAKEV sur Yahoo! Vidéo

05 Ağustos 2009 Çarşamba

HÜZÜNLÜ EMİRDAĞ EVLERİ

HÜZÜNLÜ EMİRDAĞ EVLERİ


“Yok olan Şehir Miraslarımız”


Her şehrin bir eski birde yeni mahalleleri vardır.yenilik adını verirken ölçü olarak neyi kullanırız bilinmez.insanlar yeni bir elbise aldığında,eskisi küllüğe diye bir deyim vardır.Eskiler bunu bilirler.


Yeni bir ev,yeni bir araba,yeni bir yaşam eskiyi çarçabuk unuttur bizlere.Yeni bir mahalleye taşınmak yeni bir evde oturmak insanın gururunu okşar.Ama ben geçmişin izlerini,türlü zorluklara karşın ayakta kalmaya çalışan eski kerpiçten yapılmış iki katlı evlerle sıralanmış sokakları ve mahalleleri daha çok kendime yakın bulur,o günlerin özlemini çekerim.

Sabah ezanının kalplere verdiği huzur gibi nerde eski bir ev görsem tanıdık birini görmüş kadar sevinirim.Sokak aralarında oynaşan bazen de kavga edip zırlayan çocuklar,kapı önlerinde ikindi güneşinde dedikodu üreten kadınlar,bir kedi miyavlaması,bir köpek hırlaması,açık bırakılan pencereden akşama hazırlanan yemeklerin kokusu ,şoseyi toz duman a katıp gelen eski bir murat 124 ne kadarda bizdendir.


Eski evler eski sevdalar gibidir. Bazısına her geçen gün biraz daha özlem duyarsınız, kimisini ise hatırlamak bile istemezseniz.




Emirdağ da bir kerpiç evde yaşayarak yaşlansam, sokak arasında eski yüzler; eski aşiyan seslerle buluşsam.Kerpiç evler gibi sıcak insanlarla hayatın tadını yeniden alsam.

Göçle kaderi değişen Emirdağ’ın avlulu iki katlı sıcacık kerpiç evlerinden soğuk sevgisiz beton evlere taşınıp yaşarken;Kaderine terk edilmiş küs,yorgun,belki de yıkılıp yerine hangi soğuk binanın yapılacağın dan habersiz,kimsesiz kaderine boyun eğmiş hüzünlüEmirdağ evleri.

Yok olan şehir miraslarımız gibi Emirdağ’ın eski kerpiç evlerinin çığlıklarını acaba kim duyacak?

ŞÜKRÜ SAĞLAM©AĞUSTOS 2009

02 Mayıs 2009 Cumartesi

EMIRDAG "YORGUN DEDE"


YORGUN DEDE

Yorgun Dede bakar Emir Baba'ya,
Ermişler gönül verip de hüdaya,
inananlar çapıt bağlar adağa,
Dağ gözün bulutlar kaşın Emirdağ.
Siir:Faki EDEER

YOK OLAN SEHIR MIRASLARIMIZ

Rivayet olunur ki Battalgazi’nin askerlerinden olan « yorgun dede » islam ordulari ile Emirdag bölgesine gelirler;sivrihisar ve seyitgazi tekvurunun askerleri ile savasirken yaralanir,Adaçalin etegindeki yorgundede mevkisinde yergöçügü yakinindaki kabaagaç diye tabir edilen asirlik ardiç agacinin gövdesine yaslanir.

Bu haliyle Adaçal’in zirvesine çikamayacagi ve yola devam edemeyecegini anlayip
Arkadaslarina :
-« Beni Hakk’a emanet edin,ben hakk’a yürüyecegim »der.Arkadaslarini yola devam etmeye ikna eder.Arkadaslari gittikten sonralari yorgun bedenini kabaagaç’a dayar ve orada ruhunu Hakk’a teslim eder.
Arkadan gelen ikinci bir grup aradan aylar geçmesine ragmen cesedin bozulmadigini görürler.Yorgun Dede’yi ermis kabul edip kabaagaç’ in kenarina defnederler .

Daha önceki yillarda ve bizim coçuklugumuzda HIDIRELLEZ günlerinde Yorgun Dede ziyaret edilir,Ates yakilip üzerinden atlanir,dilekler tutulur,Yorgun Dedenin gölgesinde huzurla uyudugu ardiç agacina çaputlar baglanir ve Yorgun Dede nin ruhunda dua edilerek dileklerde bulunulur,dileklerin kabul edildigi varsayilirdi.Mezarinin üzerine bozuk para dedigimiz metal paralar birakilirdi.


O Emirdaglarinin koruyucusu ve bekçisi EmirBaba’nin can yoldasidir .Emirdag da yasayanlar ;Atadan Anaya söylenip gelen sekliyle Yorgun Dede ile Emirbaba'nin kutsal günlerde toplarla,isiklarla haberlestigi,savas aninda yesil urbalarini giyip,ordularimizin önünde AKSALLI lar ,ERMiS ler olarak kiliçlariyla düsmanlara aman vermediklerine inanilir.Vatanin milletin bekasinin askerlerimizle beraber onlarin yüzusuyu hürmetine ayakta kaldigi
anlatilirdi.


Günümüzde Yorgun Dede nin gölgesinde ebedi istirahat ettigi Adaçalin etegindeki kabaagaç çevre düsmanlari tarafindan kesildigi için yokolmustur .Kaybolmus ve Kaybolmakta olan sehir miraslarimiza sahip çikilmasi dileklerimle.


Sükrü SAGLAM©Mayis 2009